Bugünde Olmadı

Bir güneş patlaması, bir sessizlik ve insanın kendine anlattığı küçük yalanlar üzerine.


Tarihler 1–2 Şubat 2026 civarı.
Yaşadığımız bu küçücük dünyanın olmayan dertleri arasında debelenirken, büyük olaylardan biri oldu. Daha büyüğü de olmuştu. O zaman da umurumuzda değildi. Şimdi de değil.

Biliyorsunuz, Güneş diye bir yıldız var. Bizi ısıtıyor, etrafında dönüyoruz. Gazdan ibaret bir kütle. Ama diğer yıldızlar gibi onun da bir huyu var: Kendi içinde güçlü patlamalar yaşıyor. Çok da ilgilenmiyoruz. Çünkü bu patlamaların belirli periyotlarda, yaklaşık on bir–on iki yılda bir arttığını biliyoruz. Çoğu zaman da Dünya’yı tutturmuyor.

1–2 Şubat civarında böyle bir atım oldu. X dediğimiz, en yüksek tehlike sınıfında. On üzerinden sekiz şiddetinde.
Bizi büyük oranda yine es geçti. Geçmeyebilirdi. Buna kimse müdahale etmedi, edemezdi de. Sadece oldu.

Biz sebeple değil, sonuçla yaşayacak kadar ufak canlılarız. Her gün unuttuğumuz gibi bugün de bunun farkında değiliz. Yarın da olmayacağız. Ama şunu söyleyebilirim: Ucuz atlattık.

Daha önce bizi vurdu mu? Evet. Carrington Olayı diye bir gerçeğimiz var. Telgraflar, prize takılı olmasalar bile, tasarlanmadıkları bir enerjiyi taşıdı. Dışarıdan ek bir güç almadan çalışmaya devam ettiler. O gün için olağanüstüydü. Ama kara veba gibi insanlığı kırıp geçirmediği için, yaşandı, mucizevi bulundu, sonra bilimsel olarak açıklanıp hayatımızın gerisinde bırakıldı.

2024’te de ucuz kurtulduk.
2026’nın başında da ucuz yırttık.
Ve herkes sessiz.

ABD, gözlem uydusu SDO ile baktı, “patlama oldu” dedi. NOAA SWPC risk analizini yaptı, “bizi vurmuyor, risk yok” dedi. ESA, veriyi ABD’den aldı, “bizi etkilemiyor” dedi. Rusya Bilimler Akademisi Uzay Araştırma Enstitüsü, “Dünya’ya dönük değil, sorun yok” dedi. Çin ise sessizdi. Sessizlik de bir cevaptı.

Ama bugün bizi vursaydı ne olurdu?
Asıl bunu yazmak istedim. Neyden ucuz yırttığımızı.

Küresel elektrik şebekelerinde ciddi ve zincirleme arızalar yaşanabilirdi. Uydular zarar görebilirdi. GPS uygulamaları çalışmayabilir, uçaklar yön bulmakta zorlanabilirdi. Telekomünikasyon ve konumlama sistemleri aksayabilirdi. Ve ne olduğunu ilk anda kimse anlayamazdı.

Patlamanın ışınımı dakikalar içinde ulaşır. Asıl yıkıcı olan kütle atımıysa saatler, hatta günler sonra gelir. Konuya hâkim olanlar için bile karar verecek zaman sınırlıdır. Bugün olmadı. Olduğu zaman, bizi etkileyen bu kadar çok parametremiz olmadığı dönemleri arayacağız.

Bundan sonra ne zaman olursa, insanlığa etkisi daha yüksek olacak. İleride, İspanyol gribi gibi korkulan, COVID gibi hatırlanan bir olaydan söz edilecek. Bunu öngörmek zor değil. Sayılar ortada. Ama olana kadar kimsenin bilmesine gerek yok. Olduktan sonra yeni insanlık travmamız hayırlı olsun.

Bunları yazıyorum çünkü takılıyoruz.
Küçük sıfatlara. Önemsiz toplantılara. Boş işlere. Amaçsız anlaşmalara. Paraya, güce. Her zamanki hayallerimize ulaşamayışımıza. Bodrum’da müstakil, bahçesinde barbeküsü olan bir evimizin olmayışına. Porsche’den inip güneş gözlüğümüzü çıkarırken rüzgârın saçlarımızı okşadığı o anı yaşayamayışımıza.

Ama yalan.
Her şey gibi bu hayaller de yalan. Ortak çünkü böyle empoze edildi.

İnsan olarak hiçbir canlıdan aslında farkımız olmadığını fark etmeyeceğiz. En azından bilin istedim. Hayatı kariyer, maddi ve manevi planlarla yönetemediğimiz gibi, dünyayı da yönetmediğimizi bilin istedim.

Hepsi bu.


Yankı

Biz gökyüzüne bakmayı unuttuk.
Çünkü ekranlara bakmak daha kolaydı.

Güneş bir şey yapmadı.
Sadece yapabileceğini hatırlattı.

Bugün olmadı.
Bu yüzden rahatız.

Yarın olursa,
“nasıl oldu” diye soracağız.
Ama “neden hazır değildik” demeyeceğiz.

Sevgiyle kalın,

Humianus

Yorum bırakın