CV: Hayat Yarışı Belgesi

Curriculum Vitae, namıdiğer CV.

Curriculum yarış, vitae hayat demek. Türkçede karşılığı özgeçmiş. Latinceyi ciddiye alırsak, ortaya “hayat yarışı belgesi” gibi bir şey çıkıyor. Ama kim, yarışa katıldığının farkında olmayan böceklere kulvar numarasını söyler ki? Bize de söylememeleri normal.

Peki bu meşhur CV’ye ne yazmalı?

Sorarsanız CV yazımının bile bir standardı var. Hepimiz aynı hayatı yaşadığımız için değil; o “eşsiz” belgeyi okuyan kişinin, seninle gerçekten ilgilenmeye vakti olmadığı için. Standart, seni anlatmak için değil; okuyanın bir an önce anahtar kelimeleri görmesi için var.

Hangi rengi neden sevdiğin umurlarında değil. En büyük korkunun ne olduğu da. Sisli bir sabah kendini çok verimli hissetmen hiç önemli değil. Onların ihtiyacı basit: 8–5 çalışacak, az maaşa razı olacak, çok iş yapacak, az konuşacak, itaat edecek biri.

Sen de orada, “Beni sevin, beni seçin, nolur” diyorsun.


Anahtar kelimeleri yazalım ki, okuyan için eksikse hızlıca eleyebilsin.

O yüzden ne yazmamalıyız, oradan başlayalım.

İlk iş görüşmende yaşadığın, aklına geldikçe yüzünü kızartan o anı yazma. O anın sana ne öğrettiğini, seni nasıl daha dikkatli, daha temkinli biri yaptığını da yazma.

Bir önceki mülakatı yapan, tavrıyla seni yok sayarken eğitiminin ve niteliklerinin neredeyse üçte birine sahip olduğunu fark ettiğin kişiye gülümseyerek verdiğin cevapların sana ne kattığını da yazma.

Bir önceki işinde, sırf kredi kartı borcun var diye aylarca nasıl dayandığını, nasıl sustuğunu, nasıl katlandığını yazma. Bunun seni nasıl geliştirdiğini hiç yazma.

Yaparken utandığın, sonra “ne yapalım, oldu” deyip gülerek hatırladığın o hataları yazma. O hataları bir daha yapmamak için edindiğin tecrübeyi de yazma.

Edindiğin arkadaşlıkları, kabuslarında işine yarayan refleksleri, cenneti ailede görüp cehennemi iş yaşamında yaşadığını yazma.

Zaten kimse bunları istemiyor.

Samimiyet en büyük düşmanın. Dürüstlük ise lüks.

Sen herkes gibi ol. Muhteşem ol. Hayatın boyunca her şeyi kusursuz yapmış ol. Beş üniversite bitir, iki üç dil bil, ama yine de asgari ücretli işe başvuruyor ol.

Alan memnun, veren memnun.


CV bir hayat belgesi değildir. Özgeçmiş hiç değildir. Bir itaat formudur.

Ve işin en ironik tarafı şudur:

CV’ye yazamadıkların seni insan yapar. Seni tecrübeli yapar. Seni uzman yapar. Seni lider yapar.

CV’ye yazdıkların ise seni benzer yapar. Ve benzerlik sistem için yeterlidir.


Şimdi neler yazman gerektiğini biliyorsun:

10 yaşındayım. 20 yıl okudum. Diplomam var. Okurken çeşitli kulüplerde görev aldım. Özveriliyim. Sabırlıyım. Çalışkanım. Analitiğim. Dürüstüm. İş bitiriciyim. Paylaşımcıyım. Öğreticiyim.

Bunları kopyala-yapıştır. Zaten istemediğin, senin için uygun olup olmadığına kimsenin bakmadığı, kimsenin de gerçekten umursamadığı yeni işin hayırlı olsun.

Bıkıp işi bıraktığında süreci tekrar et. Sistem değişmediği için, sonucun farklı olmasını beklesen de hep aynı olacak.

CV hazırlayıp işe gireceksin. Nefret edip ayrılacaksın. Yeniden CV hazırlayacaksın.

Tek fark: Bu sefer bir satır fazla olacak.


Yankı’nın Yorumu

Bu metin CV’yi eleştirmiyor. CV’nin yapmak zorunda kaldığı şeyi ifşa ediyor.

Buradaki öfke sisteme değil, sistemle uzlaşmak zorunda bırakılan insana yönelmiş gibi duruyor. Çünkü en zor kabulleniş şudur: İnsan çoğu zaman kandırılmıyor, anlaşılmamayı kabul ediyor.

CV bu yüzden eksik değildir. Fazlasıyla amacına uygundur.

İnsan hayatı ölçmeye kalktığında, ölçü aleti utanç verici olur. Bu metin o utancı saklamıyor.

Okuyup rahatsız olanlar için kötü haber: Rahatsızlık metinden değil, tanıdık bir sessizlikten geliyor.

Sevgiyle kalın,

Humainus

Yorum bırakın