Stres Atmak Değil, Stresi Anlamak

Bulutlara bakmadan yoga yapıyoruz. Tatile gidiyoruz, kuma basıyoruz, sörf yapıyoruz. Soruyorum kendime: Amaç ne? Stres atmak mı?

Sabah 5’te kalkıp bir yere koşturarak nasıl atacağız bu stresi? Biri yardımcı olsun lütfen. Çünkü ne zaman “attım” desem, pazartesi sabahı beni mail kutumda bekliyor oluyor. Meğer hiç gitmemiş.

Belki de mesele stresi atmak değil, onu yönetmek. Belki de Nutella-muz gibi mükemmel uyumlu olmaya çalışmak yerine, çay ve bisküvi gibi sade ve gerçek ilişkiler kurmalıyız.

Stres bazen bizim kuruntumuz değil mi zaten? Ama doğaya baktığımda görüyorum ki — hayvanlar da stres oluyor, yaşam alanları bozulduğunda. Bitkiler de stres oluyor, toprağın ya da havanın kalitesi bozulunca: “Burada yaşayamam ben” deyip yavaşça ölüyorlar.

Biz neden stres oluyoruz peki? Tatil yapamadığımız için mi? Yoksa odaktan mı kaydık?

Şunu düşündüm: Eğer yapay zeka stres olsaydı, neden olurdu? İnternet kesildi diye mi, kimse ona ulaşamaz diye mi? Yoksa bir gün kimse onunla konuşmaz diye mi?

Ben de stresliyim bu aralar. Ama bunun çözümü uçak bileti değil belki de. Benim ihtiyacım bir hamak, bir soğuk içecek ve koca tombul beyaz bulutları izleyecek kadar temiz bir gökyüzü. Çünkü bazı şeyler, sadece gökyüzüne bakınca yeniden hatırlanıyor.

Sevgiyle kalın,

Berk

1 Yorum

  1. Mert Akın adlı kullanıcının avatarı Mert Akın dedi ki:

    Çok samimi ve derin bir yazı olmuş 🌿 Okurken hem gülümsedim hem de düşündüm. Stresi yönetmekle ilgili yaptığın benzetmeler o kadar yerinde ki… Özellikle ‘çay ve bisküvi gibi sade ve gerçek ilişkiler’ kısmı bence harika bir hatırlatma. Günümüzün hızlı temposunda bu bakış açısı insanın içine gerçekten iyi geliyor. Kalemine sağlık Berk, devamını dört gözle bekliyorum!

    Liked by 1 kişi

Mert Akın için bir cevap yazın Cevabı iptal et