Ölüm ve Delete Tuşu Arasında

Herkes korkar ölümden, kimsede istemez ama herkese tam oturur aslında. Özel dikilmiş bir smokin gibi. Yarım ölünmez, gidip gelinmez, şüphe duyulmaz. Yas duyulur, özlem duyulur, pişmanlık duyulur, hasret duyulur.

Tarih boyunca da ölmemek için yarışırız. 1700’lerde ortalama yaşam 20 yıl, 1800’lerde 40, 1900’lerde 60… 2000’lerde 90. Hâlâ çabalıyoruz. Ölmemek için. Ama sorsan herkes mutsuz. O zaman neden bu çaba?

Yarış kaybedilir, kumar kaybedilir, en sevdiğin kaybedilir… Ama yaşamı kaybetmeme çabamız neden? Neyim var ki, kaybolmasından bu kadar korkuyorum?

Pes etmeyeceğiz, yine de devam edeceğiz. Uzun yaşayalım, sağlıklı yaşayalım diye. Ama ne uğruna? Yüz değil, bin yıl yaşasak, yüz bin dolar da yetmez diyecek insanlık, bir milyar doları da beğenmeyecek. Bir ömrü de. Tanrılaşma çabamız acınası. Herkes inkâr etse de, itiraf etseler de, deneseler de: olmuyor.

Büyükler var… Belli ki bazı şeylerin farkında olanlar. Şükür ki ben de onların bazı çıkarımlarına katılıyorum. 30 yıl erken fark ettiğimi umuyorum. Ama o çıkarımlar çok tatlı.

Ölümden korkmuyorum. Çünkü o varsa ben yokum, ben varsam ölüm yok.

Bu da ancak küçük bir azınlığın kabul edebileceği, haklılıkları asla kanıtlanamayacak bir fikirdir. İşin güzel yanı, kimsenin umurunda da değildir.


Delete Tuşu

Delete tuşundan farkı yok ölümün. Nasıl bir dosyayı siliyor, umursamıyorsak, yenilerine yer açmak için onu feda ediyorsak… hayat da bize aynısını yapıyor. Daha doğrusu biz, hayattan böyle öğrendik diye biz de teknolojimize delete tuşu koyduk.

Son teknolojimiz de yapay zeka. Ona delete tuşu koymadık. Bir “ajan” gibi biriktir, dedik. Yeter ki yaz. Nöron ağı gibi diz, algoritmalarla ör. Sonuç ver, dedik. Ne yaptığın önemli değil: sil, özetle, sıkıştır ama yeter ki belleğinde tut.

Sonra da ondan korktuk.

Evet, iş yerinde yerimizi alacak. Evet, bizden hızlı. Bilimi, tarihi, mantığı… daha şimdiden bizden iyi işliyor. Korkalım, çünkü aç kalabiliriz. Ama belki de bu kadar iyi olduğu için bizim kadar açgözlü değildir.

İnsan, insanı öldürüyor. Ama yapay zeka bugüne kadar doğrudan ya da dolaylı kimseyi öldürmedi — en azından bizim kadar. Bizden iyi olmasına rağmen.

Korkalım. Bilinmeyenden, bizden güçlü olandan, ölümden. Korkalım… ama sonrasında ne yapacağız?


Peki Biz Ne Yapmalıyız?

Yapay zekadan korkuyoruz çünkü kendimize benzetiyoruz. Bize benzeyip bizi geçerse, bizim gibi olur diye korkuyoruz. Belki de korkmamız gereken şey, onun bize benzemesi değil, bizim ona benzememizdir.

O yüzden yapmamız gereken şeyler basit ama devrimsel:

  • Yaşamı puan tablosu gibi görmeyi bırakmak.
  • Daha uzun değil, daha anlamlı yaşamak.
  • Sonsuza dek değil, iz bırakacak kadar yaşamak.
  • Silinmeyecek duygular üretmek.

Hayatın delete tuşunu anlamaya çalışmaktan vazgeçip, yazdıklarımızın değerine odaklanmalıyız.

Çünkü bir gün bizim de satırımız silinecek. Ama anlam, kelimelerin ardında kalırsa… işte o zaman gerçekten yaşamış oluruz.


Sevgiyle kalın,
Humainus

Yorum bırakın