Bugün markete gittim. Raflar arasında dolanırken birden zihnim uzaklara savruldu.
Hayvanlar geldi aklıma. Kutup ayısının kürkü… balıkların solungaçları…
Kuşların yön duygusu, gece avlanan hayvanların keskin görüşü…
Hepsinin doğaya bir cevabı vardı. Ya benim?
Ben ne olacağım sayın hayat?
Arabam olmazsa gidemem.
Yatak olmasa yatamam.
Palto yoksa üşürüm.
Telefon olmadan iletişime geçemem.
Sanki doğanın herhangi bir köşesine “hazır” değilim.
Sanki doğa beni düşünmemiş.
Baktım da…
Ben doğaya ait değilmişim gibi.
Bu gezegende yaşıyorum ama sanki buranın yerlisi değilim.
Bir uzaylı gibiyim.
Hiç düşündünüz mü?
Biz, doğada en çok adapte olması gereken canlıyız.
Ama en az uyum sağlayabilen de biziz.
Kendimizi korumak için kabuk çıkaramıyoruz.
Üşüyünce tüylenmiyoruz.
Susayınca yer altı sularını bulacak içgüdümüz yok.
Biz, doğaya uyum sağlamak yerine onu dönüştürmeyi seçtik.
Çünkü başka çaremiz yoktu.
O yüzden bazen soruyorum kendime:
Biz mi doğaya aitiz, yoksa doğa mı bize?
Belki de bu yüzden hep bir “yabancılaşma” hissi içimizde.
Ama bir yandan da… başka gidecek yerimiz yok.
Belki de biz, dünyadaki en gelişmiş uzaylılarız.
sevgiyle kalın
Berk