Hayallerin üstüne toz konar mı?

Bitecekti lise…
Bir sınav, sonra muhteşem bir üniversite. Derslerde parlayacak, projelerle şirket kuracak, mezuniyeti köpük partileriyle kutlayacaktık. CEO olmasak bile ceoluğa bir tık uzakta bir pozisyon yeterdi, mütevaziydik çünkü. Tek şartımız başlangıç maaşının CEO’ya yakın olmasıydı.

İlk üç ay sabah yedide kalkıp işe gittik, artık terfi zamanımız gelmişti, içimizden dedik. Araba da hâlâ şirket tarafından tahsis edilmemişti ama sorun yoktu — şirkette bizim gibi insanlara sahip oldukları için onlar şanslıydı.

Plan çok netti.
Ama nerede hata yaptım bilmiyorum.
Hayallerim, hayalin bile ötesinde bir noktada duruyor şimdi. Ulaşılmaz.

Ama güzeldi.
Yine olsa, yine aynı planı yapardım. Tutmuyorsa dünyanın sorunu.
Ben ve benim gibiler hata yapmadık. Dünya yanlış çalışıyor.


Hayaller tozlandı.
Elde edemeyeceğimiz umutlarımız varmış, farkında değilmişiz.
Ve evet, tozu kaldırmanın da bir anlamı yok. Üzerine ilk toz tanesi düştüğünde fark etmediysen, hayat sonra sorar:
“Bu kadar kirlenene kadar aklın neredeydi?”

Ama ne yazık ki pes etmeyi de öğrendik.
Ve ne güzel ki… her pes edişten sonra yeni bir yol seçmeyi de.

O zaman:
Bugünkü hayallerim eski hayallerim kadar renkli ve canlıysa, yeni yol seçelim.
Eskisi antika kalsın, bugünkü hayallerimin üzerindeki ilk toz zerresini fark edecek kadar uyanığım artık.

Ve her toz tanesi düştüğünde şu soruyu soracağım kendime:
Bu hayal, baş köşeyi hâlâ hak ediyor mu?
Eğer cevabım evetse…
Üfleyip kaldıracağım o tozu.
Ve devam edeceğim.

Sevgiyle Kalın,

Berk

Not: Eşimi çok seviyorum

Yorum bırakın