Stresli ve yıpratıcı bir günün ardından, çoğu zaman kendimize şu cümleyi fısıldarız: “Pozitif düşün, her şey yoluna girecek.”
Ama gerçekten öyle mi? Hayat, sadece iyi düşüncelerle mi yoluna giriyor? Yoksa bu iyimserlik bazen bizi, zorlu ama gerekli olan eylemlerden uzaklaştıran bir masala mı dönüştü?
Evrene söylüyoruz, geliyor.”
Bu cümleyi sıkça duyuyoruz. Hatta örnekler de var: Bir cüzdana yazılmış 1 milyon dolarlık bir dilek, yıllar sonra gerçekleşmiş. Ama kimsenin hayalini küçümsemek istememekle birlikte, şunu düşünmekten kendimi alamıyorum:
Aynı cüzdana “Bir gün sincaplarla konuşacağım” yazılsaydı, ne olurdu?
Belki daha zor ama çok daha anlamlı bir hayal olurdu.
İlginçtir, tarihte birçok kişi parasıyla değil, farklılıklarıyla hatırlanıyor.
Mansa Musa bile enflasyonu başlatmasıyla anılıyor; bolca servetle bile dünyaya ne kadar zarar verilebileceğini gösteriyor.
Bugünün optimistliği bana biraz üşengeçlik gibi geliyor.
Zihinsel olarak “bir şekilde olur” deyip köşeye çekilmek…
Oysa gerçeklik çok daha zahmetli. Planlar yapılmalı, denemeli, başarısız olmalı, sonra tekrar denemeli. Bazen 5. kez, bazen 10. kez…
Ama döngü kırılır. Küçücük bir farkla bile olsa, bir önceki denemeden farklı ilerlersin.
Bu fark bazen seni hedefe taşır, bazen seni daha doğru bir hedefe yönlendirir.
Peki ya isteklerimiz değişirse?
Değişir. Tıpkı sevdiğimiz renkler, tatlar gibi. Ama yol boyunca topladığımız deneyim, o değişen hedeflere yürürken elimizdeki en büyük pusula olur.
Hayat sadece iyi düşünmekle değil, gerçekçi hedefler ve stratejik adımlarla yön bulur.
Optimistlik güzeldir, ama gerçeklikten uzaklaştığında sadece bir yanılgıya dönüşür.
Döngüye gir, dene, düş, kalk… ama unutma:
Asıl mesele, o yolda yürürken içini dürüstlükle donatmaktır.
Sevgiyle kalın,
Berk