
Günümüzde bir insan olmak, dokuzun karekökü olmaktan daha kolay. Çünkü kimse artık bizi anlamaya çalışmıyor, sadece işlemeye çalışıyor.
Evet, sayılaştım.
Devlet için vergi numarasıyım,
Polis için plaka,
Patron için KPI,
Restoran için masa numarası,
Banka için kredi skoru,
İnternet için IP adresiyim.
Sisteme böyle girmem kolay. Yönetilmem, sınıflandırılmam, etiketlenmem pratik.
Ama ben böyle doğmadım.
Benim bir adım vardı.
Beni “ben” diye seven insanların, belki bin umutla, belki yorgun bir gülümsemeyle koyduğu bir isim.
Ben seçmedim. Ama bu ismi taşırken büyüdüm.
İçinde bir sevgi vardı.
Ve o sevgi hatrına bu ismi taşımaktan gurur duydum.
Benim adım, bana benzeyen bir duyguydu.
Anlatması zor ama hissettirmesi kolaydı.
Dedem için “bisiklet öğrettiğim torun”,
Babam için “dik durmayı öğrenen çocuk”,
İlk öğretmenim için “ilk heceyi söyleyen gözlerdim”.
Ben bir sayıya sığmazdım.
Fark ettim ki bu düzenin işine gelmez “ben” olmam.
Çünkü “ben” zor bir şeydir.
Sisteme yazılmaz, vergiyle ölçülmez, bordroya girmez.
Ama sen de biliyorsun ki,
Kendimizi tanımadan, adımızı hatırlamadan
Ne anlamın, ne de anının bir değeri var.
Sayı olmak kolay.
Çünkü kimliğimizi unutturur.
Ama bir adın varsa, bir duygun varsa, bir iz bırakmak istiyorsan:
Zor olanı seçmelisin.
Ben sayıları değil, dokunuşları hatırlıyorum.
Beni sevindiren bir bakışı,
Öğreten bir sesi,
Kalbimi hızlandıran ilk şoku.
Bugün milyonlarca insan yaşıyor, trilyonlarcası yaşadı.
Kaç tanesini hatırlıyorsun?
Sadece dokunanları.
Sadece insan kalmayı seçenleri.
Artık savaş kazananları değil, bir başkasının kalbini kazananları hatırlayacağız.
Ben büyük bir komutan olmak istemem.
Ama bir çocuğa bir kelime öğreten biri olarak anılmak isterim.
Ve bu yüzden soruyorum:
Sayılaşmış bir dünyada kendin kalabilecek misin?
Kolay olmaktan vazgeçebilecek misin?
Bir isim, bir iz, bir anlam bırakabilecek misin?
Sevgiyle kalın,
Berk